Hayatta Mağlup Edilmeyecek İnsan Olmak…

Share

Hayatta Mağlup Edilmeyecek İnsan Olun

Adına yaşam dediğimiz,

bir varmış bir yokmuş kısalığında yaşanmışlıklar

Yaşadığı “an “ ı düşünen tek canlı, çocuk…

Yetişkin olarak ya geçmiş’i düşünüyoruz, geleceği ya da…

Seçemediğimiz yer ve zaman da var oluyoruz…

Seçemediğimiz oyunun içinde olmak mecburiyetinde…

Yaşanmışlıklar biriktiriyoruz…

Küçükken biriktirme hayali, yetişkinken biriktirdiklerimize özlem duyarak…

Biz dursak da, durmayan, durduramayacağımız…

Kimi zaman yakalıyoruz, kimi zaman da durmayana bir adım geriden bakıyoruz…

Oyunun dışında , oynama özlemi veya oyundan düşmenin anlamsızlığında…

Yaşam denilen sarmalın med ceziri ile, bir gidip bir geliyoruz…

Bir gönüllü  efendi köle ilişkisiyle…

Yaşamla arkadaşlığımız…

Adına yaşam dediğimiz, sahip olduğunu zannettiğimiz oluyor…

Bize rağmen devam ettiğini bildiğimiz ama kontrol edemediğimiz…

Yaşam bizim elimizde, ama kontrolü kimin bilmeden…

Akıyoruz veya sürükleniyoruz…

Hayal, umut, hırs, tutku, sürekli ve sürdürülebilir mücadele, meydan okuma, özgüven, saygı, itibar,

İle  “ BİR VAR “

Pişmanlık , yılgınlık, karamsarlık, kaygı, endişe, korku, ümitsizlik, vicdan azabı, nefret

İle “ BİR YOK “

Oluyoruz.

Sonra geriye dönüp bakıyoruz “Bir varmış, bir yokmuş “’umuza…

Biz seçememiş ve kontrol edemesek de,

Tutkuyla bağlan, Umutla sarıl, Meydan oku yaşama…

“Hep denedin Yenildin…Yine dene, Yine yenil

Denemekten vazgeçme “

Mağlubu zannettiğimiz savaşın galibi de olabileceğimizi

Galibi olduğunun mağlubu da olabileceğinden

Korkma, umursama…

Yakala hayatı, tut ellerinden…

Marangoz Ole Kirk Christiansen, yaşamını bölgedeki çiftçilere evler ve mobilyalar inşa ederek kazanmaktaydı. Önce atölyesi çocuklarının çıkardığı bir yangında yandı. Ole Kirk daha büyük bir atölye inşa etti, ancak bu kez de ekonomik kriz vurdu. Üretim maliyetlerini minimize etmek için, ürünlerinin minyatür versiyonlarını üretmeye başladı. Bu minyatürler ona oyuncak üretme ilhamını verdi ve 1932’de oyuncaklarını üretmeye başladı. Oyuncakların adı LEGO idi.

Yaşamı boyunca 1093 buluşa imza atan tarihin en büyük mucitlerinden olan Thomas Alva Adison yedi yaşında geçirdiği bir hastalık sonucu okula geç başladı. Algılama güçlüğü çektiği gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldı. Ailesine katkıda bulunabilmek için on iki yaşında trende gazete ve şeker satıyordu. Evliliğinin on üçüncü yılında üç çocuğunun annesi yirmi dokuz yaşındaki eşini kaybetti. 1914’de fabrikası yandı ancak o bu olayı ‘’Sadece hatalarımız yandı’’ diye nitelendirdi.

Küçük bir barakada doğmuş, profesyonel anlamda eğitim alamamış bir kişinin, ileride bir gün, Amerika Birleşik Devletleri’nin 16. başkanı ünvanına sahip olabilmesi, Abraham Lincoln’ün bireysel azmi ile ilgilidir.

  •   21 yaşında iş hayatında başarısızlığa uğradı ve ilk iflasını yaşadı,
  •   22 yaşında Meclis seçimlerine girdi ve ilk politik kaybını yaşadı,
  •   24 yaşında iş hayatında yine başarısızlığa uğradı ve yine iflas etti,
  •   26 yaşında eşi vefat etti,
  •   27 yaşında depresyona girdi,
  •   34 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve kaybetti
  •   36 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve yine kaybetti,
  •   45 yaşında Senato seçimlerine girdi ve kaybetti,
  •   47 yaşında Başkan Yardımcısı olma çabaları sonuçsuz kaldı,
  •   49 yaşında Senatörlük seçimlerine girdi ve kaybetti,
  •   Vazgeçmedi…
  •   52 yaşında ABD Başkanı seçildi…

1983’te henüz 18’inde bir üniversite öğrencisiyken kaldığı yurt odasında ilk işine başladı. Direkt müşteriye bilgisayar topluyor ve yedek parça sağlıyordu. Tam bir yıl sonra $1,000 kapitalle kendi işini kurdu ve üniversiteden ayrıldı, oğullarının doktor olacağını düşünen ailesi için bir hayal kırıklığıydı… Michael Dell, bugün dünyanın en büyük ikinci (HP&Compaq birleşmesinden sonra) ve hızla da büyüyen bilgisayar yapımcısıdır.

Uyguladığı satış tekniği aracıları devre dışı bırakarak fiyatın şişirilmesini engellemek ve direkt son kullanıcıya satış yapmaktı 15 yıl içinde yıllık cirosu $6 milyondan, $23,6 milyara fırladı.  CEO’ların CEO’su olarak lanse edildi.

Tehlikeler, engeller, hatalar, şanssızlıklar, zorluklar olabilir. Bunların bir kısmını tamamen yok edebiliriz bazen de birazına etkimiz olabilir. Tahammül en önemli şey. Yılgınlık asla olmamalı. Herşeyin bir çaresi vardır ama bu sonuç bazen çok olumluluğa da yol açabilir, olumsuzluğa da… Ama önemli olan her iki halde de kabullenmek ve durmadan  ileriye bakmak. Hayat, tahammül edenleri mükafatlandırır.

Bir adam yolda yürür yeni aldığı şapkası aniden bir fırtına yüzünden uçar adam istifini bozmaz, telaşlanmaz ve kolunun altına sıkıştırdığı eski şapkasını giyerek yoluna devam eder.

İstediğin şeyi hakikaten candan istiyorsan, istediğin şey hakkında herşeyi usanmadan, yorulmadan öğrenebilmeyi başarabilirsen ve sonra tüm öğrendiklerini cesaret ve şevk ile uygulayabilirsen yaşamında istediğin herşeye ulaşabilirsin.

Başına gelen durumlara takılıp kalırsan, düşüncelerini o yönde yoğunlaştırırırsan hiçbir yeni şeyle karşılaşmazsın ve daha fazla büyüyemezsin.

Sıkıntı aslında insanları güçlendiren bir motivasyon unsurudur. Mücadelesiz hayat birşeye benzemiyor. Çalışmalısın, zihninin, vücudunun, kalbinin ve ruhunun tüm kaynaklarını kullan. Zafere ve istediklerine ulaşmanın yoludur bu… Hayatın tüm zahmetlerine katlanmalısın. Başarısızlık ya da zorluk karşısında ne şikayet, ne telaş ne de geri çekilme eylemi olmasın.

Şartlar kontrolünün altında olmayabilir. Bu bir bahane olmasın pes etmek için. Şartları değiştir, farklı bak, kendini değiştir, ortamlarını değiştir. Her an fırsatları kolla.

Buhran’dan çıkmak için elinden geleni yap ve devam et.

Burdaki en önemli şeyi şöyle vurgulamak istiyorum.

Yeteneklerin, zevkin ve ilginin farkında olmak çok önemli bir şey. Eğer Abraham Lincoln, arzusunun, ilgi alanının ve kendisinin farkında olmasaydı dışarıdaki insanlardan hukuk, siyaset kitapları edinmeye, okumaya ve kendi kendine öğrenmeye çalışmasaydı istediğine ulaşamayacaktı. Ama o çiftçilik yapmak istemediğini iyi biliyordu.

Kritik nokta, neyi istediğini bilmekte, sonrasında da nasıl ilerleyeceğine karar vermekte.  Binlerce yol var ona ulaşmak için. Mümkün olan tüm şansları değerlendirmekte. Arzu yolunda ilerlerken öyle farklı durum ve şansla karşılaşabilir ki insan, belki de yolunu değiştirme kararı da alabilir.

Kalbin heyecanla çarptığı sürece, gelecekten ümit kesilmez. Coşku ve arzu duygusu, başarıya sürükleyecek. Kendini tanı…Ne istediğine karar ver…

Ne yapacağını planla…Nasıl yapacağını düşün…İlham al…Mücadele et…Azimli ol…Vazgeçme…Hayal et…Elde et…

Hiçbir zaman hiçbir şeye mağlup olma….

‘’Sen isteğine doğru cesurca yürü; çevrende sana yaklaşan, yardımına koşan, beklemediğin güçler bulacaksın.’’ Basil King

Ayşen Arıduru
Ayşen Arıduru

Not: (Bu yazı CEO’S dergisinde yayınlanmıştır…)

Share
Ücretsiz Demo Talep Et
Banu Gökçül