İnandıklarını Yaşamazsan, Yaşadıklarına İnanırsın.

Share

İnandıklarını Yaşamazsan, Yaşadıklarına İnanırsın.

Üç Öykü

Makro felsefe öğretisi; evrende en küçükten en büyüğe kadar her şey birbirine bağlı olarak, kozmik bir bütün oluşturduğuna ve bu oluşumun mükemmelliğine inanır.

1. Öykü

Çok çok eskilerde, adı İbrahim olan bir Harran’lı düşündü: “Bu kadar mükemmelliğin bahşedildiği bir dünyada yaşıyoruz da; hala nasıl oluyor kan, kavga, dövüş, nefret, hırs, hile, çekememezlik devam ediyor?” İbrahim düşündü: “İnsanlar soruların cevaplarını yeryüzünde aradıkları sürece, bu kavga bitmez.  Çünkü yeryüzü, insanları bu yaptıklarını yapmaktan ala koyacak dayanaklardan yoksun!  Onlara bir inanç lazım”. İbrahim dedi ki: “Sizin inancınız yok”. “İnanç nedir?” dediler.  İbrahim yanıtladı: “İnanç yürekten gelen bir yüksek bir doğrudur. Ancak böyle bir doğrunun yol göstericiliğinde rotamızı doğru çizebiliriz.”

İbrahim, insanı ancak, yaşamın günlük kaygılarının, hesapların dışında, yüksek bir doğruya olan inancın kurtarabileceğini kavramış ilk insandır. İnanç asaldır. İbrahim’den bu yana, başta peygamberler olmak üzere herkes İbrahim gibi olmak ister.  Bundan dolayı da, Tanrı’nın bile yeryüzüne yaptığı çok az sayıdaki ziyaretlerinden birini, sırf İbrahim’i tanımak için yaptığını yazar kutsal metinler.

2. Öykü

M.S. 8-9. yy da Ortasya’da güçlü bir devlet kurmuş olan Uygurlar, Zerdüşt’ün Manihaizm dini ile karşılaştıklarında, Türklere özgü savaşçılıklarını bıraktılar; kendilerini okumaya ve düşünmeye verdiler.  Onlar Zerdüşt’ün düşüncelerinin savaşmaktan daha önemli olduğunun farkına vardılar, bu düşüncelerle ilişkiye geçmekten büyük zevk aldılar.  Sonunda Kırgızlar gelip onları yok ettiler, ama onlar da Türkçe’ye Uygar sözcüğünü armağan etmiş oldular.

3. Öykü

İsa’dan 700 yıl kadar önce, Anadolu’nun önemli bir liman şehrinde, kendi kendine söylendi, adam, çatık kaşlarını yerden kaldırarak “Büyük düşünmek gerek!” Sordular “Büyük düşünmek ne demek? Okkalı cümleler mi kurmak demek?” “Yok” dedi “bilakis, kısa fakat, zamana ve mekana göre değişmeyen ifadeler bulmak gerek.” Bu adamın adı Thales’di, felsefenin, yani gerçek sevgisinin onunla başladığı söylenir. Keza, geometri’de, pozitif bilim de belki… Onu  Milet’li Anaksimenes,  Milet’li Anaksimandros izledi. Böylece eski Yunan’da felsefe geleneğini başlattılar, o felsefe geleneği bugün içinde varolduğumuz uygarlığın temel taşıdır.

Beyin Frekans Teknolojisi

Farkındalık, çözümsel düşüncenin başlangıç noktasıdır; diğer bir deyimle de düşünmenin başlangıç noktasıdır. Ayırtına vara vara büyür, ayırtına vara vara, tasımlar, modeller, sistemler, evrenler kurarız. Farkındalık, ilk kıvılcımdır. Ancak farkındalık, giderek öznesinin üzerinde bir ağırlık oluşturmaya başlar, bir zamanlar öznesini besleyen, onu oluşturan ana öğe, artık onu hantallaştıran, engelleyen bir kütleye dönüşmüştür. Özne, her şeyin farkına vara vara, bütünü kaybetmiş, mikronun içine hapsolmuştur.

“Kendi hayatının yapıcısı olmak veya olamamak”
– İşte soru bu

İdrak ne kadar yükselirse, fiziksel beden de o kadar kolay denetim altına alınır. Amacımız kendimizi sınırlı, düşük titreşimli fiziksel varlığımızdan tamamen özgürleştirmektir. Böylece hayatın tüm alanlarında ve ilişkilerinizde amaçladığınız başarılara ulaşmanız çok kolaylaşır…

Hayata İnce Ayar Sanatı

BFT, Frekans Teknolojisi, hayatı yenmek için bir yol değildir.  Hayatın bizim için ne hazırladığını hiçbir zaman bilemeyiz; bundan dolayı hayat, bazılarının sandığı gibi yenilebilir, kendisine karşı mücadele edilebilir bir form değildir;  ancak hayatla barışık olabiliriz. BFT, hayatla dostluk ve uyum içinde yaşama yolumuzdur.

Beden, zihin ne emrederse yalnızca onu yapar. Eğer başınıza gelen her şeyi sevgiyle kabul edebilirseniz, geleceğinizde kötü ya da sevimsiz olarak niteleyebileceğiniz hiçbir şey olmaz…

Zihinsel dönüşümün başlangıcı olan bu Cdler sayesinde istediğiniz kaliteli yaşama sahip olacaksınız…

‘İnanılmaz bir dönüşüm, tek yapman gereken dinlemek’

Share
Ücretsiz Demo Talep Et
Banu Gökçül