Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınları

Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınları

Kalabalık Şehirlerin Yalnız KadınlarıUygarlık tarihine kadının tarihi açısından bakıyorum da…Neydi kırsalda kadının çilesi? Sabahtan akşama kadar karın tokluğuna çalışıp çabalayıp bir de üstüne kaba davranılmak mı? Çocukları üzerindeki emeğiyle doğru orantı var mıydı onların üzerindeki hakta?

Elinden avucundan zorla alınan yaşamını geri alıyor kadın şehirde. Madem çalışıyor, evini kurup çocuklarını da destek almadan büyütüyor o halde bir de üstüne kendisine kaba davranacak erkeği ve onun ailesini ne yapsın?

Kadının özgürleşmesinin yan etkisi, her özgürleşmede olduğu gibi- yalnızlaşmadır.

Girişimin siyasi olduğunun farkındayım ama daha iyi nasıl ifade edebileceğimi bulabilmek için uğraşıyorum hala. Kadının adını siyasetten çekip çıkarabilmek mümkün mü? Ben sanmıyorum. Üstelik artık feminizmden vaz geçilerek ya da başörterek vs ile de tarih geri sarılamaz.

Elde var yalnızlık. Özgür ama yalnız kadın!

Özgür ama yalnız kadın ne yapsın?

İyi haber; neyse ki bu bir geçiş dönemi. Yalnız kalan kadın, kendi haklarını öğrenip korumayı da bildikçe kendi sınırlarını koruduğu ilişkileri kurmayı da öğrenebiliyor.

İşte yaşamın en insanca kulvarına giriş de böyle gerçekleşiyor. Çünkü böylesi bir ilişkide korkular yerini özgürce paylaşımlara yol açan iletişimlere bırakıyor. İlişki destek ve dayanışmaya dönüşüyor.

Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınlarıİlk önce yalnız kadın kendi sınırlarının ve gücünün farkına varıyor. Kendisini nasıl ifade ediyor? Yeni tanıştığı bir erkeği tanımak için hangi adımları atıyor? Kendisini ona nasıl anlatıyor? Bu karşılıklı diyalog akışı, ilişkinin günlük kurulumunun sağlıklı iletişimi meselesidir. Başlangıç seviyesinde danışanlarımdan en sık duyduklarım arasında “bana bunu söylemekle acaba ne demek istedi” diye bana sormaları oluyor. Bunu o kişiden başka kim bilebilir ki? Falcılar bilemez! Astrologlar bilemez! Eş dost akraba bilemez! Danışanlarıma “neden bunu kendisine sormuyorsun?” diyorum. Onlar da bana; “ama o zaman benim hakkımda ne düşünür?” diyorlar. Bunu da yine o kişiden başkası asla bilemez. Ve adına sahici tanışma dediğimiz durum böylece yapılanabilir ancak. Ayrıca sizin hakkınızda ne düşüneceğini kontrol etmeye çalışmak yerine onunla birlikte kurduğunuz uyum alanlarını çoğaltmaya çalışmak daha doğru olmaz mı? Ve uyuşmazlığın keskin olduğu bölümler üzerine birlikte çalışmak sürdürülebilir bir ilişki adına kaçınılmaz değil midir?

Yalnızlığın getirdiği avantaj sorumlulukların azalması gibi dursa da, uyumlu biri olmaktan kaçınmak için de “yalnızlık” kullanışlı bir mağara olarak hizmetimizde.

Biz kadınlar kendi iletişim gücümüzü karmaşa yaratmak için gayet iyi bir şekilde kullanmaya açığızdır da iş kendimizle karşımızdaki arasındaki bağlanma dokularını işlemek için gereken gücün sorumluluğunu üstlenmek olduğunda kaçarız… Erkeğin iletişim beceriksizi olduğu mitine, falcılara, kankalara, kuaför salonlarına, hımm alışverişe!!!

Oysa ki durum gayet net ve kaçınmaya neden olacak bir durum yok ortada. Her birimiz kendi kişisel özelliklerimizle biricik varlıklarız ve sevilmek için yeterli donanımlarımız vardır. Uyum için gereken uzlaşmayı adım adım kurabilmek için HER AN diyaloga ihtiyacımız vardır. Diyaloğu gerekirse başlatmak, gerekirse öğretmek ve gerekirse sürdürmek “şehirli ama yalnız kadının” yeni gelişim alanıdır.

Sevgilerimle,
aysegul denizci 150x150 İlişki Sorunları

www.yedikulepsikiyatri.com

Klinik Psikolog Ayşegül Denizci

İstanbul Psikiyatri Enstitüsü- Nişantaşı

Ücretsiz Demo Talep Et
Banu Gökçül